|
|
April 17
Paranı ver , gönlünü ver , selam ver ama ; sırrını verme. Günlerini say , senedini say , büyüklerini say ama ; yerinde sayma Emek ver , kulak ver , bilgi ver ama ; hiç bir zaman baş verme. Sarıcı ol , bakıcı ol , kalıcı ol ama ; bölücü olma
Fidan büyüt , çocuk doyur çocuk besle ama ; kin besleme . Eşini beğen , işini beğen , aşığını beğen ama ; kendini beğenme. Davet et , hayret et , affet , tövbe et ama ; ihanet etme. Hedefe koş , cihanda koş , yardıma koş ama ; ortak olma.
Elini aç , kapını aç , gözünü aç ama ; ağzını açma Okumaktan zarar gelmez , oku ama ; lanet okuma. Rakibini geç , sınıfını geç ama ; gülüp geçme. Ev al , araba al , abdest al ama ; beddua alma.
Zulmü devir , nesri devir ama ; çam devirme. Yaklaş , konuş , tanış ama ; uzaklaşma. Doğrul , devril ama ; eğilme. Seslen , uslan ama yaslanma. İtil , atıl ama; satılma.
March 24
 
10 ŞEY İÇİN MUTLAKA ZAMAN AYIRIN
1- Çalışmak için zaman ayır. Bu başarının bedelidir.
2- Düşünmek için zaman ayır. Bu kudret ve kuvvetin kaynağıdır.
3- Eğlenmek için zaman ayır. Bu genç kalmanın sırrıdır.
4- Okumak için zaman ayır. Bu bilginin temelidir.
5- ibadet için zaman ayır. Bu yücelmenin yolu, gözler den ve ruhtan dünyevî kirlerin ve tozların yıkanmasıdır.
6- Başkalarına yardım ve arkadaşlarınla sohbet için zaman ayır. Bu saadetin kaynağıdır.
7- Sevmek için zaman ayır. Bu hayatın kudsiyetierinden biridir.
8- Hayal için zaman ayır. Bu ruhu yıldızlara eriştirir.
9- Gülmek için zaman ayır. Bu hayatın yükünü hafifleten bir boşalıştır.
10- Plân için zaman ayır. Bu ilk dokuz şeyi yapabilmek için lüzumlu zamana sahip olmanın sırrıdır.
Duadan bıkkınlık göstermeyiniz.
Çünkü dua ile beraber olan hiç kimse helak olmamıştır.
DUA
Dua iki şekilde tecelli eder:
ya bizi korkutan şeyi ortadan kaldırır. Yahut da onu yenmemiz için bize güç
ve cesaret verir.
March 18

KENDİ MUTLULUĞUMUZ İÇİN DOĞRU İLETİŞİM KURMAK
Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı. Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu. "Sapa sağlam adam gidip çalışacağına dileniyor, belki benden daha zengindir" diye düşündü. Zaten canı çok sıkkındı, birde sinirlenmişti.
Alaycı bir ses tonuyla: - Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu. - Hayır çikolata parası lazım!
Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği olan dilencinin hali de başka oluyor diye düşündü. - Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz? - Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz, onu da bulamadıysak aç yatarız.
Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini anlayamamıştı. - Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız? - Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim. - Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın? - Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona çikolata götürmek istiyorum. - Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla. - O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca ona bir kez bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum gününde mutlaka çikolata götürdüm. Çikolatayı çok sever.
Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla kavga etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da binmemiş sahile kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı . Oysa eskiden denizi seyrederken çok rahatlardı. Dalgalar sıkıntısını alıp götürürdü.Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir şey onu rahatlatmıyordu. Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı. "Acaba söyledikleri gerçek mi, yoksa uyduruyor mu" diye düşündü. - Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?
Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus cüzdanından başka bir şey çıkmadı. - Ben dilenci değilim. İşim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam yaparım. Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım.
Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi. - Oturun biraz dertleşelim bari, dedi. Adam çekingen çekingen oturdu yanına. - Yokmu eşin dostun, borç alacak akraban? - Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını doyururlar. - Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ? - Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim. - Hımmmm. Aşk hem de otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en fazla üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun. - Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı. - Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı? Söylediklerine bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin. - Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem. - Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık evliyim. Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga ediyoruz. Daha iki saat önce kapıyı çarptım çıktım. Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, her şeyimiz var ama mutlu değiliz. Senin hiçbir şeyin yok, ama mutlusun. Para mı acaba bizi mutsuz eden? - Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her şeyim. Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım insandan daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada? Sizin ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey olan. - Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet ediyor. Bir de fakir olsam kim bilir ne olur? - Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün çeşit çeşit yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her şeyi olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur. - Sizin mutluluğunuzun sırrı bumu ? - Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne kadar değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor. - Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir? - Küçük kızı severek. - Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ? - Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen, o kadını da o kadar mutlu edersin. - Nasıl yani ? - Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar hep beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya bayılırlar. Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük kızlar hep prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. İltifata doymaz küçük kızlar. Öyle değil mi? - Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam boynuma sarılır "babacığım beni ne kadar seviyorsun?" diye sorar. Giysisini değiştirdiği zaman etrafımda "Baba güzel olmuş muyum?" diye sorar durur. Güzelsin demem de yetmez ona. " Harikasın prenses gibi olmuşsun" demeliyim. Dünyanın en güzel kızı demeliyim. - İşte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli yaşındaki karıma böyle davranıyorum. Ömrümüz olurda seksen, doksan yıl da yaşarsak ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona "bebeğim" diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. "Bebeğim bana bir çay yapar mısın?" dediğimde çay yapmak için nasıl koşturduğunu görmelisiniz. - Hiç kavga etmez misiniz siz? - Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp barışmanın tadı ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır. Onunla barışmak için uğraşmak ayrı bir keyif verir bana. - Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda. Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar. - En ciddi yada en yaşlı kadının bile o küçük kız mutlaka vardır. Yeter ki sen o tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla aldatma. Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar. Küçük kızlar hem çabuk mutlu olurlar hem de çabuk kırılırlar. Çok narindir onlar. Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler. - Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum. Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum. - Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi. Çoğu zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu ettiğinde karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek için elinden gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu olamaz. Mutlu olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir. Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne kadar mutlu olabilirsin. - Haklısında bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum. - Yine para, yine dış sebepler. Evet para önemli ve gerekli ama kadınlar para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar verir. Kadınlar hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi. Ama hediyeyle mutlu olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini katmazsan hediyenin bir anlamı yoktur. Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük kazandım günlük yedik. Bazen aç kaldığımız günler oldu. Hiçbir zaman karımın kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman aşk sözleri fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım ama hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım bedenini ve mutlu ettim onu.
Adam ayağa kalktı. - Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sende git evine küçük kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur.
Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı. - Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.
Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi. - Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.
Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta götürmenin mutluluğuyla, bin bir teşekkür ederek evginin yolunu tuttu. Bülent de pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı. Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp yıkadı. Sonra eşinin önüne koydu. - Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi.
İnci hiç konuşmadı. - Sorsana "niye" diye.
İnci kızgın kızgın: - Niye? Diye sordu. - Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi gayet ciddi bir ses tonuyla.
İnci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi yumuşamıştı. - Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım. - Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim hangi meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. - Aslında bu beklediğim istediğim bir şeydi. bak senin sevdiğin meyveleri aldım ama şimdi kıymeti yok. - Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü alamazsın. - Özür dilerim seni kırdığım için.
Sonra Bülent yere diz çöktü. - Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice seven bu adamı senden mahrum etme.
Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu. İnci kıkır kıkır gülmeye başladı. - Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara katlanabileceksin, dedi.
Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı küçük kızı gördü .Bundan sonra her şey daha farklı olacak diye düşündü.

March 16
Rabbim Bir insan koy kalbime Ama o insan seninde sevdigin olsun Onunla el ele tutustugumuzda Ikimizin uzerinde Senin elin olsun Bana öyle gözler göster ki Ben o gözlerden sana bakayim Bana öyle bir sevgili ver ki O gözler cennete acilan iki pencere olsun Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki Kilavuzumuz sen olasin ey Rabbim Öyle bir sevgili verki bana Ona sarildigimda kainat bize baksin Birbirine sarilsin Sevgimiz kurtla kuzulari baristirsin Bize bakip seytan Adem'e secde etsin Günah sevap ugruna kendini feda etsin Olüler birer birer uyansin sevgimizle Bize öyle bir sevgi ver ki Rabbim! Sevgimizde Muhammed sevilsin Öyle sevelimki birbirimizi Hz. Hatice göklerden bize seslensin Ve desin ki; "Bak ya Muhammed bak su sevgililere onlar bizde... Bizde onlardayiz. Bak Askimiz birkez daha yasaniyor yer yüzünde.. Allah Askimizi öyLe cok seviyorki binlerce insana yasatıyor KOCAMAN Bi Ammmmmmmmmiiiiiiiiiiiiiiiinnnnnnnnnn
NECİP FAZIL KISAKÜREK
Allah dostunu gördüm, bundan altı ay evvel, Bir akşamdı ki, zaman donacak kadar güzel. &&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&& Bana, yakan gözlerle, bir kerecik baktınız, Rûhuma büyük temel çivisini çaktınız. &&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&& Otuzüç yıl saatim işlemiş ben durmuşum, Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum. &&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&& Anladım işi, sanat Allahı aramakmış, Mârifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış. &&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&& Zonklayan başım benim, kan hokkası cerahat, Ona yastıkta değil, secde yerinde rahat. &&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&& Yandı kitap dağlarım, ne garip bir hâl oldu, Sonunda bana kalan, yalnız ilmihâl oldu. &&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&      
O erler ki , gönül fezasındalar, Toprakta sürünme ezasındalar.
Yıldızları tesbih tesbih çeker de, Namazda arka saf hizasındalar.
İçine nefs sızan ibadetlerin, Birbiri ardınca kazasındalar.
Günü her dem dolup her dem başlayan, Ezel senedinin imzasındalar.
Bir an yabancıya kaysa gözleri, Bir ömür gözyaşı cezasındalar.
Her rengi silici aşk ötesi renk; O rengin kavuran beyzasındalar.
Ne cennet tasası ve ne cehennem; Sadece Allah'ın rızasındalar
UTANSIN
Tohum saç, bitmezse toprak utansın! Hedefe varmayan mızrak utansın!
Hey gidi küheylan, koşmana bak sen! Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!
Eski çınar şimdi noel ağacı; Dallarda iğreti yaprak utansın!
Ustada kalırsa bu öksüz yapı, Onu sürdürmeyen çırak utansın!
Ölümden ilerde varış dediğin, Geride ne varsa bırak utansın!
Ey binbir tanede solmayan tek renk; Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!
|
|
N.Fazıl Kısakürek
|
|
March 09 7:55 PM
'Ey iman edenler! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, o onlardandır. Şüphesiz ki Allah zâlimler gürûhunu hidayete erdirmez.' (Mâide: 51) 
- 'Sen onların dinine uymadıkça ne yahudiler ne de hıristiyanlar senden aslâ hoşnut olmazlar.' Bakara
COCA COLA'NIN DEĞİŞİK YAHUDİ BÖLGELERİNDEKİ REKLAMI:.... Üstteki yazının tercümesi: (Were moving to a new location !!! = Artik yeni yerimize tasiniyoruz !!!) Alttaki yazının tercümesi:'COCA COLA İÇ, ISRAEL'E DESTEK OL !!!!!'''

Biliyormuydunuz ?
Firma karının % 50 sini İsrail Ordusuna aktarıldığını...
Dünyada en çok coca cola sevenlerin müslümanlar olduğunu
Belçika da Sağlık Bakanı Luc Van Den Bossche'nin Coca-cola 'nın şişe veya kutulardaki tüm ürünlerinin piyasadan çekilmesini emrettiğini...
Ve Bakanlığın, Coca-Cola ürünlerini içen kişilerde ciddi zehirlenmeler görüldüğünü belirterek, Coca-Cola' nın içinde kandaki alyuvarların erimesine neden ve kansızlığa yol açan 'hemolyse' maddesinin bulunduğunu açıkladığını...

Şimdi bu yazıyı hat sanatı gözlükleriyle seyredelim:
|
 'La Muhammed La Mekka'
'Muhammed ve Mekke yok olsun'
|

|   
'İnsanlar içerisinde, müminlere en şiddetli düşman olarak yahudileri bulursun.' (Mâide: 82)
 
'Allah katında din İslâm'dır.' (Âl-i imrân: 19)
'Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin.' (Mümtehine: 1)
'Şüphesiz ki kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.' (Nisâ: 101) 'Eğer onların güçleri yetse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler.' (Bakara: 217)
KATLİAM HATIRASI!
sayfan çok güsel tabrikler!..
| March 15

BİR BARDAK GÜLÜMSEME İLE BAŞLAYIN BİR KAP DOLUSU DOSTLUK İLAVE EDİN BİR TUTAM YUMUŞAKLIK VE BİRAZDA NEZAKET TOZU İLE KABARTIN BİR KAŞIK ÜMİT BİR BÜYÜK PORSİYON YARDIMLAŞMA ÇOK MİKTARDA ILIM BİR TUTAM ALÇAK GÖNÜLLÜLÜKLE ÇIRPIN KUVVETLENDİRMEK İÇİN BİR ÇORBA KAŞIĞI GÜVENE İHTİYACIMIZ OLACAK BİR SADAKAT KASESİ İÇİNDE BİR ÖLÇÜ İNANÇ İKİ ÖLÇÜ AKLI SELİM VE BİRKAÇ DAMLA HOŞGÖRÜYÜ AZAR AZAR İLAVE EDEREK SEVGİYLE KARIŞTIRIN İKİ KAŞIK GÜLÜCÜK 1 KAŞIK SABIR VE BİR TUTAM ÖVGÜ İLAVE EDİN ŞEVK İLE HİÇ DURMADAN KARIŞTIRIN VE ŞÜKRANLA TATLANDIRIN YEMEĞİN ADINI MERAK ETTİNİZ Mİ ? "İNSANLIK"
ALINTI(AYŞE)

March 13
 
Bir gün...
Peygamberimiz Efendimiz (s.a.), mesaferlere hayat veren gözlerle Hz. Ali`ye bakip sordular:
-Ya Ali!
-Buyur ya Rasulullah.
-Allah'ı severmisin?
-Evet, severim ya Rasullah.
-Allah'ın Rasulünü severmisin?
-Evet severim ya Rasullah.
-Kizim Fatimayi severmisin?
-Evet severim ya Rasullah, diyerek kizardi.
-Hasan ile Hüseyini severmisin?
-Evet severim ya Rasullah.
-Ya Ali! Gönül bir, sevgi dört!..Bir tek gönüle bunca
sevgiyi nasil sigdiriyorsun?...
....Hz. Ali soruya cevap veremedi. Ilim beldesinin kapisi Hz. Ali, donup kaldi. Mahcup bir sekilde evine gitti.
Hz. Fatima yüzündeki sekilden, üzüntüsünü anladi ve üzüntüsünü sordu. Hz. Ali sevgili esine Allah Rasülü ile aralarinda gecen konusmayi tane tane anlatti. Sonrada son bir ümitle bu insanlik hurisine bakip sordu;
-Ne dersin ya Fatima?
Peygamber cicegi Hz. Fatima günes gibi gülümseyip cevap verdi;
-Ey cocuklarimin babasi! Git, Nebiler Nebisine de ki:
Ey Allahin Rasülü! Bir insanin nasil sag-sol, ön-arka, alt-üst gibi yönleri varsa gönlününde o sekilde yönleri vardir.
Iste ben Aziz ve Celil olan Allahi akil ve imanimla;
Allah Rasulünü ruhumla;
Fatimayi insani nefsimle;
Hasan ile Hüseyini de babalik sefkat ve merhametimle severim.
Böylece gönlümün her cihetinde bir baska sevgi harman edilmistir.
  
|

Her Bakışımda...
Gözlerine her bakışımda; gökyüzünün gülümseyen çehresine umut yüklü bulutlar çizebilmek için sepetinde denizler taşıyan mavi yürekli bir çocuk, yemyeşil nehirler serpiyor gözlerime...
Gökyüzüne her bakışımda; gözlerinin yemyeşil iklimlerinden yüreğime süzülen melekler, zümrütlerle bezenmiş kanatlarındaki elmas işlemeli sevda filizlerini ekiyorlar içime. Ve ben her sabah, daha da büyütebilmek için sevdamı, işte bu umutla kaldırıyorum başımı gökyüzüne...
Ellerine her bakışımda; denizlerin ufukları kucaklayan sinelerinden, sonsuzluğun ab-ı hayatına müştak masmavi umutlar getiren tebessüm sesli martılar konuyor ellerime...
Yüreğime her bakışımda; ellerine ömrümü sunduğum bir melek karşılıyor beni! Zarif kanatlarından sevda türküleri yayılıyor. Gözlerinden yedi veren güllerinin sıcaklığı süzülen bir minik kırlangıç olup götürüyor beni huzurun gizemli diyarına. Çoğalıyor umut!
Önce bulut gibi Sonra yağmur Gökyüzü gibi sonra Gözlerin gibi!
Ellerin açelya, ellerin erguvan Uzanır da ellerin Mutluluklar filizlenir Dokununca yüreğime... Yüreğine her bakışımda; tarifi imkansız baharlar yeşeriyor içimde! Menekşe bakışlı kır çiçekleri sarıveriyor her yanımı! Küçücük yürekleri mutluluğun sinesinde neşelendirmek için çırpınan yemyeşil parklara, turuncu oyunlar serpen yıldızlar beliriyor göklerimde. O şirin gülüşünle bana hayat veriyorsun!
İnan ki Yar
YÜREĞİME SIĞMIYORSUN
|
December 23 su an nerdeyim kimbilir hangi eldeyim savruldum hayatin seline bugun burda yarin kimbilir nerdeyim
oyle bir yerdeyimki hayal ile hayat arasinda oyle bir eldeyimki yasam ile olum arasinda
iste ben boyle bir yerdeyim bugun varim derim acaba varmiyim tassam kabimdan
bu dunyaya sigarmiyim
|